Bütün Sözlükler Geçersizdir

Kavramların delice karıştığı soğukkanlı zamanın ama kanlı günlerin içinde… Kim terörist, kim gazeteci, kim öğrenci, kim tutuklu, kim zanlı, kim mahkum, kim kadın, kim aile, kim çocuk, kim katil, kim bebek, kim mimar, kim müteahhit, kim zengin, kim muhafazakar, kim tutucu, kim demokrat, kim ulusalcı, kim Kemalist, kim liberal, kim ucube?

Bana her şeyi de, ama ulusalcı deme. Kimin ne dediğini anlamak için birkaç saniye internette arama yapmanın elzem olduğu soğukkanlı zamanlardayken işte biz böyle, sokaklar doldu taştı- kime ne fayda?

Aynı soğukkanlı zamanda bir fuhşu ile mekânlar, ormanlar, şehirler, çevreler, AVM’ler, parklar, köprüler, meydanlar da birbirine delice girdiler… Biri diğerine dönüştü, biri diğerinin içine yuvarlandı, biri diğerini kurdun kuzu kapması gibi kaptı, biri diğerini ısırdı, biri diğerini yılanın fare yutması gibi yuttu. Bütün sözlükler geçersizdir! Lütfen arama motorlarınızla oynamayın.

Çocuklar taş mı attı, biri eşeğin üstünde parçalandı, birinin parkta oynarken kafası delindi, birinin boynunu okul lavabosu kesti, birini evinin balkonunda oynarken kamyon ezdi, biri annesi işte, babası hapisteyken sobada yandı… Sınırlar sınır gibi durdu ve fakat, toprağa karışmadı, toza dönüşmedi ama peh ki ne peh Dünya(ben D’yi hep büyük yazarım, hangi anlamda olursa olsun) malı bu ulus sınırlarındaki dikenli teller çocuk ölümlerinden başka bir işe sebep olmadı.

Her şey ama her şey sokak isimlerinin değiştirilmesiyle başladı. Ne uğursuz bir girişimdi. Ömür unutmazdı. Ömrü küçümsediler, ahrete inananlar. Ben, siz biliyor musunuz, önce dedemin yaşadığı sokağın adını kaybettim. Dayım sonra öldü. Çengelköy Apdi Paşa Sokak. Şimdi Ulvi Sokak… Bütün sözlükler geçersiz olmasaydı anlardım ben de ‘ulvi’ ne demek. Çılgın proje yapan demek…

Düşün, düşün. Yok, düşünme, geç. Say, say… Kaçmilyonkişiyizbiz? Saydın da kodesi boyladın. Saydıkça azaltacağını bilmedin mi? Ama Cumhuriyet Mitingleri’nde bir kahramandın. Sayende demokrasi defterinden sildiler bu mağrur kalabalığı. Sözlükten bir sözcük daha silindi, mağdur.

Demokrasi birinden alındı birinin eline verildi, ondan alındı buna verildi, sürekli el değiştirdi, “başlar ayak oldu” dedi, baş neresiydi, ayak neresi, bir tek bir tek edebiyat mı haklıydı, İnce Mehmet okumuştun, küçük bir kızdın, ağalar öldükçe doğarlardı, öyle işte soğukkanlı zamanın ağaları, elleri-niyetleri küçük gelinlerin üstünde… Demokrasi birinden alındı birinin eline kondu diye eşit bölündü mü sandın, adamları iş üstünde izleyenler öyle sandı, her sözcükten önce demokrasinin yittiğini gördün sözlükte. Yok, yitmedi demokrasi, demokrasi ‘bir şey yapmak’ demekti. Sözlükte bir tek o kaldı. Sense bir çivi bile çakamadın!

Saydıkça çoğalan tek şey ağaçlardır. Say şimdi say say. Kaçmilyonağaç kesilecek 3. köprü için. Kaç adet kesildi çoktan Beylerbeyi Kavşağı için, en yaşlısı 500 yıldan çok, Fatih Camisi’nde, “Başbakan geliyooor” naralarıyla kesildi, en anıtsal olanıydı, ağıt yakanı olmadı, çınar ağacı… Durmak yok, saymaya devam, kaçyüzbintanesi ‘zenginliği öğreten adam’ eliyle kesilecek ve daha kaçmilyontanesi 3. havaalanı için biçilecek? Eski beton bir merkez Taksim’in yadigâr ağaçları bir bir yiterken ve yollar tünele, kaldırımlar uçuruma dönüşürken, bir kez daha, bir Matrix’in içinde hissedecek misin ki, doğru söyle, omuzlarında geleceğin nişanı olan kaç genç öldü bu ülkede, say say say, saydıkça anlaşılır ölüler. Şehitler ölür, çünkü… “Şehitler ölmez!” hiçbir sözlükte yer almamıştı. Saydıkça çoğalan tek şey değilmiş ağaçlar, ölüler de çoğalıyor saydıkça ve çoğalıyor hiç sayılmayan ‘etkisiz hale’ getirilmiş bedenler ve de ve de işçiler.

Soğukkanlı ama kanlı zamanların içindeyiz ya biz, darbelerin Van gölü canavarı gibi ortalarda dolaştığı, sokaklarda gaz, soğuk su yerken aklında bir bayram vardı, sahi neydi o bayram anne? Bir Ahmet Kaya şarkısı gibi baktın bana. Bayram güzeldir. Bayram kırmızıdır. Bayram bir insanı sevmekle başlamıştı. Meta-ata-‘ölmeyen baba’-diktatör-ce bir adamdı. Ah şu sözlükler… Sen onu insanlardan değil de bir ağaçtan dinlediğin için mi sevdin, bilemedin. Ne aydın ne de enteldin. Taraf-sız aydın olunmaz. Oysa Server Tanilli bir gün bağırmıştı, “safınızı bulunuz!” Sen, göğsünden vurularak felç olan bu adama ve de arabasında parça parça edilen sakıncalı piyadeye mi kandın? Kan-ma. Sönmez.

Bir iğde ağacı için ağlamışsa ataların, niye bu kadar umutsuzsun? Bir heykel yıkılmışsa, bir başka heykel yapılacak ve ağalar değil de sanat öldürüldükçe yeniden doğacak! Çocuklarla konuş… Sormasınlar ağaçları niye kesiyorlar diye sana sıkça.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde terörist sözcüğünün karşılığı ‘yıldırıcı’. Sözlükler geçersiz olduğu için ağaçlar yıldırıyor başbakanı, affet.

Yalnız, güzel ve “başka” ülkendeki her şeyi ama her şeyi bir düşün.

Her şey bir masaya sığabilir. Merhaba.

(Bu yazı 4 Kasım 2012′de Başka Haber’de yayımlanmıştır.)

http://www.baskahaber.org/2012/11/butun-sozlukler-gecersizdir.html

--Yazılar

  • Kategori yok

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>