Evimizde Ne İşiniz Var?

Üsküdar Belediyesi ev ev, kapı kapı dolaşıyor. Ellerinde bir paket. Pakette, mektup, dergi ve kahve… İnsan sormak istiyor, evimde ne işleri var?

Mektubu açıp okuyorum. “Çatkapı-Üsküdar’ı Sen Yönet”. Nasıl ben yönetecek mişim Üsküdar’ı? Üsküdar’ı, her yere boy boy portresini asan Mustafa Kara yönetmiyor mu? Mustafa Kara bana mektup yazmış.

Mektup yazım yanlışlarıyla dolu. “Yeni bir ekiple sizlere geliyoruz,” diyor. Aman Tanrım! Niye yeni bir ekip ile evime girmek istiyorlar ki? Korkuyorum. Resmen kapıyı çalarak, özel alana tecavüz ediyor, yaşantıyı dikizliyor, rahatsız ediyorlar. Özgürlük nerede? Ev, özel alan değil mi? Çat kapı da ne demek? Annem bile çat kapı gelmez bizim eve. Komşum önce telefon açar.

Mustafa Kara’ya sormak istiyorum, Üsküdarlılarla çeşitli toplantılar yaptığınızı duyunca Çengelköy sahilinin sorunları için ne çok mesaj bıraktım size, niye hiç yanıtlamadınız? Niye Çengelköy için bir toplantı yapmadınız? Hani Üsküdar’ı biz yönetecektik? Siz her yeri otoparka, kavşağa çevirirken biz ağlıyorduk, gözyaşlarımızı gördünüz mü? Siz istediğiniz zamanda evime çat kapı gelemezsiniz. Bu ancak AKP Kadın Kolları’nın seçim taktiğidir.

Neyse sonra dergiye bakıyorum. Ne kötü binalar onlar öyle. Hem de bir sürü… Nasıl yaptınız 3 yılda onlarca yapıyı? Gerçekten şaşırıyorum. Dev dev binalar, bir bakıyorum 2-3 minik park düzenlemesi yapılmış, gerisi hep kaldırım öyküleri. Zaten yoğun yapı dokusu olan Üsküdar’a bir sürü metrekare kapalı alan vermişsiniz, buna mı yenilik diyorsunuz? Dergiden anlaşılıyor ki kendi ideolojinizi gündelik hayata uyarlamak için bir sürü merkez açmışsınız. Bir sürü de ödül almışsınız. Ödülleri yine siz kendi kendinize vermişsiniz, biraz gülünç kalıyor benden söylemesi.

Kahveyi elime alıyorum. Evde kahvem var benim. İçerliyorum. Sadaka mı bu şimdi? Değil. Hediye. Sponsor da belli oldu böylece. Size kahve ikram edemedim çünkü siz Tanrı misafiri değilsiniz. Hizmete araç gerekmez. Hizmetiniz bana gelecekse kendi gelir. Onu arabaya koyarak, kapı çalarak veremezsiniz. Hizmet su gibidir, yolunu bulur. Size kahve ikram edemiyorum çünkü burası ev, özel alan.

Aman yoksa “Üsküdar bizim, hepimizin…” dediğiniz için mi benim de evime göz diktiniz? Endişe ediyorum. Hani şehirde insanlar bir araya gelsin diye meydan yapmıyorsunuz, kamusal alanlar azalıyor, bir de tutup evlerimize geliyorsunuz. Ayıp olmuyor mu?

Bir tutturmuşlar halka inmek, halkın kapısına kadar ulaşmak… Halkın kapısına sanatla gitmek varken bir kuru kahve alıp gitmek işinize geliyor tabii.

Bu günlerde televizyonlarda sürekli AKP’nin kapı kapı dolaşması övülüyor ve CHP de yapsın deniyor. Ha bir de CHP gelsin kapımıza, olur… CHP de AKP’leşsin diye uğraşıyorlar karşılıklı. Gürsel Tekin ve Kılıçdaroğlu başlattı bu kampanyayı. Yeni bir icat yok. AKP olalım hep beraber. Ak pak yaşayalım, topluca. Ben kimseyi kapımda istemiyorum. Çattık! Özel alana girmesin kimse… CHP İstanbul yeni bir “adam” patlattı. Oğuz Kaan Salıcı… Dinliyorum genç adam neredeyse AKP olacağız diye bağırıyor. Yahu önce siz, bilime, kültüre, sanata, tiyatroya, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, özel alana sahip çıkın, oyunuz artar, merak etmeyin. Yeter ki AKP’leşmeyin ve evimizi bize bırakın!

Arkitera, Sayı 286

--Yazılar

  • Kategori yok

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>